Zihin , ruh yada tinsel yönünün bedensel boyutu ile nasıl bir birlikteliğe sahip olduğu sorusuna cevap arar. Antik dönemlerden bu yana cevaplandırılmaya çalışılan sorulardandır. Aynı birlikteliği mekanlar ile kendi arasında,mekanları oluşturan biçimsel unsurların, mekanla ve kendi aralarında sağladığı bağlantıda arar. Bu yüzden içine girdiğimiz yapı ilk dakikalarda bizi anlam veremediğimiz, kişiye göre değişebilen bir duyguyla karşılar.
Yapıyı oluşturan tasarım ilkeleri;denge,hiyerarşi,örüntü,boşluk ,vurgu,uyum,kontrast insanda oluşturulmak istenen algı açısından çok önemlidir.
Birbiri ile biçimsel ,doku yada renk olarak hiç benzemediğini düşündüğümüz yapı elemanları ve nesneler bir bütünü sağlayacak şekilde bir araya getirildikleri durumlarda,tek başına hiçbir his yaratmayanlar ,birleştiğinde insan zihnini mutlu yada huzursuz edecek güce sahip olurlar. Bu sebeple insan hayatında tasarım ilkeleri ,duygu durumunu etkileyebilecek kadar önem taşır.
Bazen uyumsuzların birlikteliği hiç denenmemişi ortaya çıkarır. Bakmak hissetmek ve görebilmek gerekir.